Öncü Eğitimciler
Öğretmen Zümreleri
Eğitim Akademisi
Öğretmenler Odası
Öğretmenim Sempozyumu
Sitelerimiz
Kültürel Etkinlikler
İnsan Kaynakları
Yazar Öğretmenler
Haberler
İncir Çekirdeği
İletişim
Anadolu Faaliyetleri
Uluslararası
Basında Biz
Öncü Çocuk Akademisi
#BeyazTebeşir

TEOG yerine ne verelim? - Haşim AKIN
-

TEOG Yerine Ne Verelim?

 

Biz hızı seven bir toplumuz. Şimdi amelleriyle hesaplaşan birisinin sözü, bir döneme damgasını vurmuştu; “Siyasette bazen 24 saat bile uzundur...” Okullar açılıyor, sınav telaşı her kesimi sarmış. Bunun üzerine bir sürü planlar yapılmakta… Ama bir gün baktık sayın cumhurbaşkanımız, “TEOG kalkmalı!” dedi. Ertesi gün herkes bir anda TEOG düşmanı oluverdi. Düne kadar bu konuda bir cümle kurmayanların hali görmeye/ gülmeye değer oldu. 

Böylesi sınava dayalı adam seçme modeli bizim kimyamızı bozar. Çocukların daha küçüklükten yarış atına dönmeleri güzel şey değil elbette… Öğretime verilen ağırlık, eğitim ayağını kesip attı.  Lakin başka ne yapılacak? Bilen yok. Bu zaman kadar adı, zamanı ve yapılışı değişen birçok sınav oldu. İsimlerini bile takip etmekte zorlandık. Ancak milli eğitim baklanımızın ve bakanlık yetkililerinin açıklamalarına bakılırsa, kervan yolda düzülecek. Yerine ne gelecek acaba? Burası da muamma… Mesela ben hiç milli eğitim müsteşarı olmadım. Ancak bu açıklamayı yapan ve bir şeyler söylemek için bu kadar zorlanan bir müsteşar da olmayı istemezdim.  

Bu konuda işin mutfağında olan ve bu vesileyle yaz döneminde yüzden fazla veliye dert anlatmak zorunda olan birisi olarak;

  1. Velilerin gözünde tüm öğrenciler, doktor veya avukat olacak kadar zeki ve çalışkandır. Kimsenin çocuğu sanayide ara eleman olacak kadar düşük(!) değildir. Hepsi mutlaka okumalı, takım elbise ve kravatla çalışacak ve çok para kazanacak bir yere gelmelidir.  
  2. Sanayide bir usta olmak iyi güzel şeydir. Orada da dürüst ve çalışkan insanlar olmalı. Lakin bu asla bizim çocuk olamaz. Hep “başkalarının” çocuğu meslek eğitimi almalıdır. 
  3. Dersleri biraz başarısız olsa da o en iyi lisede ve hatta üniversitede okumaya layıktır. Bu durum bile başkalarının suçudur. 
  4. Adrese dayalı bir tercih gelirse, iyi okulların yanında nüfus patlaması yaşanır. Ya oradan ev alınır, kiralanır veya bir yolu bulunup ikamet çıkartılır. Sonra da eğitim en ala seviyeye ulaşır. 
  5. Her okul ayrı sınavını yaparsa; önce işler biraz zor. Zira bir kaç okula birden sınava müracaat etmek ve katılmak gerekecek. Daha da zoru bu sınavda başarılı olmak veya başarılı görülmek için aracılar bulmak gerekecek. Mevcut şartlar içinde sınavı kazanamayan öğrencilerin yerleştirilmesine hiçbir şekilde imkân tanımadığı halde, onlarca özel selam aldım. “Hocam bunun bir yolu vardır. Hallediverin…” teklifiyle karşılaştım. 
  6. Not ortalaması mı? Aman Allah’ım! Bu daha garip bir sonuç doğuracak... Kendi öğrencilerine yatsa da düşük not veremeyen okulları bilmiyor olamazlar. 
  7. Mülakat sistemi ancak soğuk bir espri olur. Sen bu yaştaki çocuğu yazılı sınav heyecanından kurtar, sonra da yerine sözlü mülakat ver. Komisyon karşısında heyecanından adını unutacak çocuklar da bizim evladımız. 
  8. Beğensek de beğenmesek de devam eden bir sistem vardı. Bunun için kitap- doküman vb. hazırlıkları olan yüzlerce insanın emeği de ortada kaldı. Keşke onlara da haber verilse ve buna yönelik bir çalışmanın içine girmemiş olsalardı. 
  9. Dört şıkkın içinden doğruyu bulma sorusu ve sorumluluğundan bu işi kurtarmak için zihinlerimiz ne kadar hazır bilmem. Bu yıl ortaokul son sınıfa gelmiş ve seneye bir liseye girmeyi bekleyenler, başka bir temel hazırlayarak bu aşamaya gelmedi ki…

Genele açık olmayan “özel ve seçilmiş okullara kayıt” sadece elit bir gruba imkân tanır. Diğerleri de kaderine (!) razı olur. Kenar mahallenin çocukları, taşranın evlatları asla burada kendisine yer bulamaz. “Çalışsaydın kazanırdın!” diyemezsiniz. Çünkü onları bir sınava almamışsınız.  Mevcut yöntemi beğenmemek için birçok neden bulmak mümkün. Lakin yerine getirdiğiniz sistem daha iyisi olmazsa, sizin pişmanlığınızdan daha çok canı yanan çocuklar önem arz eder. 

İnşallah bu işin paydaşlarıyla yapılacak derin ve etkili istişarelerin neticesinde en iyi formül bulunur.

Haşim AKIN

23 Eylül 2017

Sayfa Görüntülenmesi : 142
2017-09-22
#BeyazTebeşir Yazı Değerlendirme Formu
Okuduğunuz #BeyazTebeşir yazısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Oldukça Yetersiz Çok Başarılı

Yazının başlığı ile içeriği uyumlu mudur?
Öncü Eğitimciler'i #BeyazTebeşir yazısını okumadan tanıyor muydunuz?
Sayfaya Yorum Ekle
Adınız  E-posta
Yorumunuz
 
 
 
 
 
   
 

Güncel Öncü Eğitimciler Etkinlikleri



Robotik ve Kodlama Eğitmen Eğitimi
KAİZEN Felsefesi ve Eğitim Kurumlarında İyiye Doğru Değişim - Bera Zeyneb TÜRKMEN
Eleştiri mi Kompleks mi? - Yrd. Doç. Dr. İbrahim Hakan KARATAŞ
Liseye Geçişte Mümkün ve Adil Olan Nedir? - Muhammet YILMAZ
Velisi Olmayan Öğretmenler - Merve EKİNCİ
Yabancılara Türkçe Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar
TEOG yerine ne verelim? - Haşim AKIN
Elveda Endülüs
Yönetim Kurulu ve Dernek Kurulları Üye ve Görevleri 2017
Akilüs
Hazır mısın Öğretmenim?
Yeni dönem, yeni ekip, yine heyecan!
Kitaplarla ve Filmlerle Aile Eğitimi
Yenilenen Müfredat: Demagoji mi Kavram Kargaşası mı? - Yrd. Doç. Dr. İbrahim Hakan KARATAŞ
Zıplatan Güç - Hüseyin AKAR
 
 


ULUSLARARASI ÖNCÜ EĞİTİMCİLER DERNEĞİ 2013 - Tel: 0 216 640 10 55 - oncuegitimciler@gmail.com - Site Haritası
 .